Eskiden şehirlerarası Otobüs seyahati demek yaz tatili demekti, en azından sömestr demekti. Bize çoğu zaman yeni kıyafetler alınır, yolluklar yapılırdı.Giderken Emineannem Saimeannem arkamızdan su dökerlerdi, Ayhan teyze benim ağladığımı görünce çaktırmaz ama gözleri dolardı.15 li yaşlardan sonra benim halimi görenler gelin olduğumu düşünürler hatta çoğu zaman anneme sorarlardı:) Gittiğimiz şehirde mutlaka otogarda karşılanırdık hemde kalabalık bi grup tarafından.Valizlerden biri mutlaka hediyelerle dolu olurdu. Mısır çarşısından lokumlar, sagradan çikolatalar, penye bluzlar, başörtüler... Bazen 3 ayı bulurdu bu tatil. İlk onbeşgünü hoşgeldine gelirlerdi, son onbeş günüde güle güle demeye:)
O zamanlar ya hiç kimsenin derdi yoktu yada biz anlamazdık, aklımda hep mütebessim yüzler var şimdi düşünüyorum da... Teyzemle çarşıya çıkardık mütemadiyen, gezerken ne beğenirsek giderken bize hediye edilirdi. Halamın mutlaka benim için biraz çedenesi olurdu, Faruk abimin "anne sen nerede sakladın bunu ben görmedim hiç" sitemlerine gülüşürdük mis gibi çedene kavrulurken, dayımın camiden gelişini izlerdim balkon demirlerinde, Zinnet Teyzemin dikiş dikmesini...Serpil ablamın makyaj malzemelerinin olduğu çekmece pandoranın kutusu gibiydi ona çaktırmadan karıştırdıkça yeni bişiler bulurdum hep, yeşil renkli rujun sürüldüğünde pembeye dönüşmesi hala çözemediğim bi kimya olaydır:)Veysel abimin dükkanının broşürlerini dağıttığım yıl özgüven patlaması yaşamıştım, helede broşürle gelip alışveriş yaptıkları zaman... Haftasonları Nuriye ablamlar gelirdi. Emre, Erdem,Nurdan bazen kavga eder bazen konser verirdik ahaliye:)Emreden öğrenmiştim ilk arabesk şarkıyı "Gülüm seni koparmışlar, hoyrat ele fırlatmışlar, adına türkü yazmışlar, hesabımmmm var...
Mücahit abim pazarda bişiler satardı her hafta sonrada ya mısır alırdı onlarca, yada halka tatlı.Aysen yengem üşenmez bütün sülaleyi çağırırdı biz gidiyorsak.Abdullah dayım kahvaltıda nefis patatesler kızartırdı.Serap ablamsa harika pastalar yapardı.Betül ablamın upuzun siyah saçları vardı, Ayşegül ablamın çok farklı takıları.Şuleninse ilginç arkadaşları:)
Mehmet dayım onlara gittiğimizde geceleri uzun uzun sohbet ederdi bizle, onun dışında çok göremezdik onu...Meliha Yengem gizli gizli sigara tüttürürdü annemler varsa:)Berrin abla temizlik yapardı, aklıma Feyzayla annesiymiş gibi ilgilenmesi geliyo bide. Şeyda çok güzel oynardı mezdeke çalarken:)Ömer in burnu akardı yazın bile :)Kar gelirdi onların pazara toroslardan, kamyonun kasasında... gül reçeliyle karıştırır yerdik...
Şevket eniştemin lahmacun dükkanı vardı, dükkanın ismi nazlıydı, günün istediğimiz saati pidemiz lahmacunumuz kapıdaydı, eniştem çok güzel şiir okur, hatta okuduğu şiirleri o an yazardı:) Nazire Teyzem gülerken göbeğini hoplatırdı:)Gülhan ablam ne istersem yapardı en büyük arkadaşımdı :) Bana sarı askılı bir etek dikmişti, güzel bişi düşündüğümde aklıma hep o etek gelir hala... Günay ablam öğretmendi, Muş' tan haberleri gelirdi.Mine ablam yazın sıcağında havluyla misafirlerini serinletirdi. Şükrü abim meşhur parmak koparma ilizyonunu yapardı:) Murat abiyse ... Alemdi:)
Anneannem cebinde mutlaka kuruyemiş taşır, badem ve fındık çoksa çerezlerin içinde bu Mehmet in çerezi derdi.Peynir kızartır, çok açık çay demlerdi. Bozuk para biriktirir. Camda oturup arabaları sayardı. Uyurken dayım onu kucağına aldığında hem kızar hemde çocuk gibi gülerdi.Şazimet teyzem parmaklarımızı çıtlatır, çok güzel örgüler örerdi. Hangi sayının 3 katının 2 fazlası... meşhur matematik sorusuydu:)Süleyman dayım herşeyimizdi, severdik, korkardık, eğlenirdik,öğrenirdik,gezerdik...Nazime yumurtaya nonga derdi, mama tabağını bile ekmekle sıyırmak isterdi, ona alınan elbiseler küçülünce ben giyerdim :) Nihan çirkin ördek yavrusu masalının insanlaşmış haliydi....
Ve aslında bu yazıya başlama nedenim de çirkin ördek yavrusunun muhteşem bir kuğu gibi güzeller güzeli bir gelin oluşuna, yuvadan uçmasına şahitlik etmek için yola çıkmamızı anlatmamdı. Yukardaki yazıya yola çıkmadan başlamıştım ama yazarken konu kendini otomatiğe bağlayıp yoldan sapınca ve ben çok duygulanınca yayınlayamamıştım.Biz gittik döndük; aklımızda yıllar sonrada tıpkı yukardaki gibi biz eskiden diye başlayacağım güzel anılarla.Bu yazıya ayrıntı eklemek gelmedi içimden ama abiye sorunsalını nasıl çözdüm ne taktım takıştırdım bir dahaki yazıda
2 Temmuz 2010 Cuma
24 Haziran 2010 Perşembe
Yağmurlu bir gündü tıpkı bugün gibi...

Bugün hava kimine göre tarhana çorbası, kimine göre pencere önünde kahve içme, kimine göreyse sinema havası... Bu fikirler öğlen tatili iş yeri bahçesinde kızlarla turlarken çıktı. Ne büyük bir nimet insanın bazen mecburen geldiği yerlerde sevdiği insanlar olması, ihtiyacın olan ne varsa bulabilmen onlarda. Bu bazen bi makyaj malzemesi bazen bi toka bazense özgüven olsa da...
22 Haziran 2010 Salı
Yağmur dindi tembellik rüzgarım dinmedi :)
Aslında çokta haksızlık yapmayayım kendime sabah sabah, tembel değilim çünkü bilakis bu aralar pek bi becerikliyim. En son postumdaki misafirden sonra da misafirler ağırladım, davetiyeler yazdım, gezmelere gittim... Çok dolu dolu zamanlar geçirdim maşallah, öyle ki yatağa uzanıp tavana bakmayı özlüyorum artık :)
Geçtiğimiz haftasonu cumartesi çok yakın arkadaşlarımızın oğluşlarının sünnet şenliği vardır.İsmine uygun olarak tamamen şenlik havasında çok eğlenceli geçti.Kocacım ünv. arkadaşlarımlarımın tanışmadıklarıyla tanıştı,mikrofonu kapıp playback şarkı söyledi, halat çekti :) Pazar günü hem babalar günü, hem de dudumun doğum günüydü.Sabah alışveriş öğlen ziyaretlerle geçti. Geceyse konsere gittik. MFÖ konserine. Konserin üzerinde şehit haberlerinin karabulutları vardı. Az konuşmalı, çok nostaljili bir konser oldu. Ben "ali desidero"da koptum.Konser dönüşü annemlere geçtik tekrar. Gecenin 1:30'un da soğanlı yumurtalı, çaylı, kahvaltılı bi sofraya yumuluşumuz vardı ki görülmeye değerdi :)Dün gece yine annemlerdeydik :) bu seferde kardeşimin yemek denemelernde bulunmak için gittik. Hepsi bahane aslında bitaneciğimiz evlenmeden önce hep beraber vakit geçirmek istiyoruz bol bol.Hoş kardeşim evlendiktn sonra daha hep berbaber olucaz arslan damatda aramızda olacak ama... :)
Vaziyetler böyle bizde.
Bizim bi fotoğraf makinamız var ama hafıza kartsız, bizim bi video kameramız var aktarma kablosuz, bizim bi bloggerımız var daha çok yazmak istiyo ama şu aralar imkansız:)
Geçtiğimiz haftasonu cumartesi çok yakın arkadaşlarımızın oğluşlarının sünnet şenliği vardır.İsmine uygun olarak tamamen şenlik havasında çok eğlenceli geçti.Kocacım ünv. arkadaşlarımlarımın tanışmadıklarıyla tanıştı,mikrofonu kapıp playback şarkı söyledi, halat çekti :) Pazar günü hem babalar günü, hem de dudumun doğum günüydü.Sabah alışveriş öğlen ziyaretlerle geçti. Geceyse konsere gittik. MFÖ konserine. Konserin üzerinde şehit haberlerinin karabulutları vardı. Az konuşmalı, çok nostaljili bir konser oldu. Ben "ali desidero"da koptum.Konser dönüşü annemlere geçtik tekrar. Gecenin 1:30'un da soğanlı yumurtalı, çaylı, kahvaltılı bi sofraya yumuluşumuz vardı ki görülmeye değerdi :)Dün gece yine annemlerdeydik :) bu seferde kardeşimin yemek denemelernde bulunmak için gittik. Hepsi bahane aslında bitaneciğimiz evlenmeden önce hep beraber vakit geçirmek istiyoruz bol bol.Hoş kardeşim evlendiktn sonra daha hep berbaber olucaz arslan damatda aramızda olacak ama... :)
Vaziyetler böyle bizde.
Bizim bi fotoğraf makinamız var ama hafıza kartsız, bizim bi video kameramız var aktarma kablosuz, bizim bi bloggerımız var daha çok yazmak istiyo ama şu aralar imkansız:)
9 Haziran 2010 Çarşamba
Pencerenin arkasında bir çay içemedim ya istersen yağma yağmur...
Dün gece evceğizimizi tertemiz yapıp, yemeklerde pişirmek suretiyle bu akşamki misafirlerime hazırlık yaptım. Şu an aklım evde ama:( Ya ben yağmur yağarken camdan bakmak, bizim mahallenin arapkızı olmak, bunları yaparken bir yandanda çayımı yudumlamak istiyorum.Yapamadığımdan agresifim ve kompleksliyim şu an :S
Yemeklere gelince Püreli saray kebabım var benim meşhurlaşmaya başlayan ondan yaptım. Soğuk çorbayı kremalı bi versiyonda denedim ki güzel oldu beğendik, fasulye haşladım kızartıcam inşallah akşam, kaşarlı mantar yapıcam birde börek. Malum çok merak edenim izleyenim olmadığından fotoğraflar tarifler pek yazmıyorum ama okuyupta bu yemeklerden birini merak eden olursa şayet ayrıntılı tariflerini yazabilirim.
Yemeklere gelince Püreli saray kebabım var benim meşhurlaşmaya başlayan ondan yaptım. Soğuk çorbayı kremalı bi versiyonda denedim ki güzel oldu beğendik, fasulye haşladım kızartıcam inşallah akşam, kaşarlı mantar yapıcam birde börek. Malum çok merak edenim izleyenim olmadığından fotoğraflar tarifler pek yazmıyorum ama okuyupta bu yemeklerden birini merak eden olursa şayet ayrıntılı tariflerini yazabilirim.
3 Haziran 2010 Perşembe
Sözler Bitince...
Yaşananlar taa yüreğinizde derin acılar bıraktığında sözler biter. Sokaklara çıkıp olanca gücünüzle bağırmak istersiniz, sadece bağırmak bazen, çünkü sözlerin anlamlarıda yiter...
Pazartesi gününden ve aylar öncesinden ve yıllar öncesinden itibaren yaşananlar sözleri taşırdı yüreklerden, çığlıklar kaldı. Levent'te, Taksim'de son olayların değil, yılların isyanı vardı. Bir an, sabah kalktığında evine bombalar düştüğünü düşünen, bindiği taşıtın eli silahlı, ruhu kanlı adamlar tarafından haksız yere basıldığını tasavvur eden herkes soluğu sokaklarda aldı. Günlük yaşam, rutin işler,sıradan bir gün...v.s tamlamalarının aslında bulunmaz nimetler olduğunu düşündük şaşırarak ve Dünya' da bu kadar insan ağlarken nasıl katıla katıla gülebildiğimizi...
Daha içten dua etme zamanlarına geç kalmaktan korktuk.Ruhumuzun çığlığı bir kez daha sükûn bulana kadar sustuk.
Pazartesi gününden ve aylar öncesinden ve yıllar öncesinden itibaren yaşananlar sözleri taşırdı yüreklerden, çığlıklar kaldı. Levent'te, Taksim'de son olayların değil, yılların isyanı vardı. Bir an, sabah kalktığında evine bombalar düştüğünü düşünen, bindiği taşıtın eli silahlı, ruhu kanlı adamlar tarafından haksız yere basıldığını tasavvur eden herkes soluğu sokaklarda aldı. Günlük yaşam, rutin işler,sıradan bir gün...v.s tamlamalarının aslında bulunmaz nimetler olduğunu düşündük şaşırarak ve Dünya' da bu kadar insan ağlarken nasıl katıla katıla gülebildiğimizi...
Daha içten dua etme zamanlarına geç kalmaktan korktuk.Ruhumuzun çığlığı bir kez daha sükûn bulana kadar sustuk.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)